• 1

    Pir-i Gâlibî Merkez Külliyesi İstanbul

  • 2

    Pir-i Gâlibî Merkez Külliyesi İstanbul

  • 3

    Pir-i Gâlibî Merkez Külliyesi Ankara

  • 4

    Pir-i Gâlibî Merkez Külliyesi Ankara

Copyright 2017 - Bütün hakları Galibi Vakfına Aittir.

Tasavvuf: Nefsi Ayıklayıp Temizlemek Ve Ruhu Pak Ederek, Lahut Âlemine Yükseltmek Yoludur. Tasavvuf Dinin Dışında Değil Bizatihi Dinin Kendisidir. 

 Tarikatlar Tasavvufun Kollarıdır. Mezheplerde Fıkhın Kollarıdır. Bunların İnkârı Cehalettir. İnsanı Hayvandan Ayıran Gönlüdür. Gönül Ise; Yaratanını Bilmesi İçin Allah’ın Kuluna Bahşettiği Rahmetidir, Aşkı İlahidir, Yaratılışın Sırrıdır. Gönlün Kemâlâta Ermesi; Tasavvuf ve Yaratanının Isimlerini Kesir, Nihayetsiz Zikretmekle Elde Edilir.

 

Dünya ve ahirette mesut olmak istiyorsak yaratanımıza kul olmanın zevkine erme çabasında olalım. Rabbimize layık kul olmanın hazzından, zevkinden uzak durmayalım. Sonsuz rahmet-i ilahiden nasipli, ihya olmuş Rahmeti ilahiyeye vesile kılınmış bahtiyar kullarının saflarında bulunmak gayemiz ve zevkimiz olsun. Kulluk vazifemizi iman ve samimiyetle icra edebilmemiz gene yaratanımızın rahmeti olan mana ve gönül gözü ile görmek ve gerçeği lüzumu kadar bilmek. Rahmetinden mahrum eylemesin.

 

Hazret-i Allah’dan lütfedilen tavır ve hareketlerimizle, lisan-i hal ile yakarmayı ve istemeyi bilelim. Nazar gâh-ı ilahi olan kalbe yolu uğramayan arzu ve isteklerin huzur-i ilahiden iltifat gördüğü ender görülür. Kalpten beyine geçen gönül yolu, Ehl-i halin Ehl-i aşkın yoludur. Beyinden kalbe akış ise ilmel yakından öteye yolu muhaldir. Muhammet Ikbal’in uyarısını gönül kulağı ile dinle, tefekkür et. Rahmet-i ilahi olan sebeplere tevessül etmeden maddeyi de manayı da elde etmek zehabına kapılmak safdillik olur. Bu saflık tertemiz safiyet değil, kusura bakma, salaklıktır.

 

“İlim toplayıp yığmışsın, gönlü ihmal etmişsin, o kaybettiğin servete acıyorum.”

 

Ey beni Âdem! Sen Âdem’e musahhar kılınan mahlûk ve eşya değilsin. Hazret-i Allah’ın bilinmesine vesile kıldığı, yaratılışın sırrı ve çekirdeğisin Diğer mahlûkata benzer yönün aşikâr, amma sen mana denizi insan olmaya müsait yaratılmış beni Âdem’sin. Aşk-i ilahiden yaratıldın. Yaratanını bilmeye müsait kılındın Aczini bildiğin kadar yaratıcını bilmene imkân ve fırsat verildi.

 

Bu fırsatı bildiğin kadar yaratanına Hamd ederek, şükrederek, kesir zikrederek, emri-i ilahiye intibak etme zevki ile hayatını idame ettirmeye çaba gösteren, gerçeği hayatının her safhasında görerek, yaratıcına hayranlık duyan, sadık insan! Hiç şüphen olmasın, bu meziyetlerin hepsi şahit ki, sen yaratanına aşıksın.

 

Aşk mana itibariyle ilahidir. Mecazi aşk olmaz. Mecazi olan istektir, arzudur. Nefsin ihtiyacıdır., Mecazi aşk özlemini duyduğu o nesneye vuslatla biter. İlahi aşk ise yakınlıkla artar. Vuslat da ilahi aşkın sonu değildir. Aşk-ı ilahinin tecellisi nefsin hazzının dışında, ruhun gıdası, yaradılışın sebebi hikmeti, insanlığın hal belgesi mana anlamı Tasavvuftur!

 

Hazret-i Allah’ın tanzim ve tertip ettiği ile kullarını vazifeli kıldığı “Ey insan arzı ben yarattım sen düzene sokacaksın” hitabını hiç hatırdan çıkarmadan, emri-i ilahiye uygun, kulun aczine uygun, kulluğuna uygun vazifelerimizi iyi bilelim. Allah’ın tertip ve tanzimine teslimiyette kusur etmeyelim. Üzerimize terettüp eden kulluk vecibesini yerine getirmeyip, “bunu da, sana havale ediyoruz, bu işlemlerimizi de sen yapıver” diye köşeyi vahdete çekilip, aczini bilip, kulluğunun dışına çıkmayasın. Bu küstahlığın adına sakın “teslimiyet ve kulluğumuzun aczi, falan” diye ahkâm kesme. Yaptığının bu tembelliğine sakın tasavvuf, tarikat, şeriat, İslamiyet de demeyesin. Allah’ın emri hilafına yaşayanlarda küllü rahmet olan kıymetli sıfatlar bulunmaz. Gafil olma!

 

Verilen Cüz’i iradeni de halik-i zül-Celal’e havale etmen kulluk dışıdır iyi bil!

Cennet mekân vatan şairimiz Mehmet Akif merhum kul vazifesini bilemeyip tembellik ve bilgisizliğinden ötürü çirkin düşünceye kapılanların bu durumunu Safahat’ında ne güzel dile getirmiş. Bu hikmetli mısraların bizlerin de bu fikrin hayranı olduğumuzu değişmeyen fikrimiz ve tutumumuzla derviş kardeşlerime duyurmaya çalışıyorum örnek alına.

 

“Kadermiş” Öyle Mi? Haşa, Bu Söz Değil Doğru ; 
Belanı İstedin, Allah Da Verdi... Doğrusu Bu. 
“Çalış” Dedikçe Şeriat, Çalışmadın, Durdun,
Onun Hesabına Bir Çok Hurafe Uydurdun!

 

Sonunda Bir de “Tevekkül” Sokuşturup Araya, 
Zavallı Dini Çevirdin Onunla Maskaraya!
Bırak Çalışmayı, Emret Oturduğun Yerden,
Yorulma, Öyle ya, Mevla Ecir-i Hâsir İken!

 

Yazıp Sabahleyin Evden Çıkarken İşlerini;
Birer Birer Oku Tekmil Edince Defterini;
Bütün O İşleri Rabbim Görür: Vazifesidir...
Yükün Hafifledi... Sen Simdi Doğru Kahveye Gir!

 

Çoluk Çocuk Sürünürmüş Sonunda Aç Kalarak...
Hüda Vekil-i Umurun Değil mi? Keyfine Bak!
Onun Hazine-i in-amı Kendi Veznendir!
Havale Et Ne Kadara Masrafın Olursa... Verir!

 

Silahı Kullanan Allah, Hududu Bekleyen O;
Levazımın Bitivermiş, Değil mi? Ekleyen O!
Çekip Kumandası Altına Ordu, ordu Melek,
Senin Hesabına Küffarı Hak-Sar Edecek!

 

Başın Sıkıldı mı, Kâfi Senin O Nazlı Sesin:
“Yetiş” de, Kendisi Gelsin, Ya Hızır’ı Göndersin!
Evinde Hastalanan Varsa, Borcudur: Bakacak;
Şifa Hazinesi Derhal Oluk, oluk Akacak.

 

Demek Ki: Her Şeyin Allah... Yanaşman, Irgadın O:
Çoluk Çocuk Ona Ait: Lalan, Bacın, Dadın O;
Vekil-i Harcın O; Kâhyan, Müdür-i Veznen O;
Alış Seninse De, Mesul Olan Verişten O;

 

Denizde Cenk Olacakmış... Gemin O, Kaptanın O;
Ya Ordu Lazımmış... Askerin, Kumandanın O;
Köyün Yasakçısı; Şehrinde Baş Muhassili O;
Tabibi Aile, Eczacı... Hepsi Hâsılı O.

 

Ya Sen Nesin? Mütevekkil! Yutulmaz Artık Bu!
Biraz da Saygı Gerektir... Ne Saygısızlık Bu!
Huda’yı Kendine Kul Yaptı, Kendi Oldu Hüda;
Utanmadan da “Tevekkül” Diyor Bu Cürete, Ha!

 

Hazret-i Mevlana, Mesnevi Cilt I Beyit 2960 Ve Devamında Sure-i Fetih 10’uncu Ayetin Anlamını Peygamberimiz Efendimiz (S.T.A.V.) Hazret-i Ali (Kerremallahu Veçhe Hû )’ya ve Dolayısı İle Biz Aciz Ümmetlerine de İnsan Olmanın Sırrını Lütfedilen Rahmet-i İlahiyeyi Beyanları İle Ehl-i Zikrin, Ehl-i Aşkın Yollarında İhsan Edilmiş Rahmet Nurunu Açık Gösterdiler…

 

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Hazreti Ali (R.A) Buyurdular Ki:

Ya Ali Allah Aslanısın, Kuvvetlisin, Korkmazsın, Yüreklisin ,
Fakat Aslanlığına Dayanma, Güvenme Ümit Ağacının Gölgesine Sığın,

Hiç Kimsenin Rivayetlerle, Masalllarla Yoldan Ayıramayacağı, Akil Bir Mürşidin Gölgesine Gir…

Yer Yüzünde Onun Gölgesi Kaf Dağı Gibidir. Ruhu Simurg Gibi Çok Yükseklerde Uçmakta, Yücelerde Dolaşmakta…

Kıyamete Kadar Onu Övsem, Söylesem Tükenmez... Bu Övüşe Bir Kesim, Bir Son Arama.

Güneş İnsan Sureti Ile Yüzünü Örtmüştür; İnsan Suretinde Gizlenmiştir. Artık Sen Anlayıver. Doğrusunu Allah Daha Iyi Bilir.

 

Ya Ali Sen Allah Yolundaki Bütün İbadetler İçinde Allah’ın Rahmetine Ulaşmış Kişinin Gölgesine Sığınmayı Seç.

Herkes Bir Çeşit İbadete Sarıldı, Kendisi için Bir Türlü Kurtulma Çaresine Yapıştı.

Sen Akil Bir Mürşidin Gölgesine Kaç Ki, Gizli Gizli Savaşan Düşmandan Kurtulasın.

Bu Hal Senin İçin Bütün İbadetlerden Daha İyidir. Bu Suretle Yolda İlerlemiş Olanların Hepsini Geçer, Hepsinden İleri Olursun.

 

Bir Pir Ele Geçirdin mi Hemen Teslim Ol, Musa Gibi Hızır’ın Hükmüne Girip Yürü

Ey Münafıklık Nedir Bilmeyen! Hızır’ın Yaptığı İşlere Sabret Ki, Hızır : “Haydi, Git. Ayrılık Geldi” Demesin!

Gemiyi Kırarsa Ses Çıkarma, Çocuğu Öldürürse Saçını Basını Yolma,

Mademki Hak Onun Eline “Kendi Elimdir” Dedi;


Yedullâhi Fevka Eydî'yhim Hükmünü Verdi… (Fetih Suresi, 10)

 

Şu Halde Allah’ın Eli Onu Öldürse de Yine Diriltir. Hatta Diriltmek Nedir Ki, Ona Ebedi Hayat Verir.

Bu Yolu Nadir Olarak Yapayalnız Aşsan Bile, Yine Pirlerin Himmeti ile Aşmış, Varacağı Yere Onların Sayesinde Ulaşmıştır.

 

Pirin Eli Kısa Değildir Gaiptekilere de erişir. Onun Eli Allah Kabzasından Başka Bir Şey Değildir Ki…

Gaibde Bulunanlara Böyle Bir Hil’at Verilirse Huzurda Bulunanlar Şüphesiz Gaibdekilerden Daha İyidir.

Gaibdekileri Bile Doyururlar Onlara Bile İhsan Ederlerse, Artık Konuğun Önüne Ne Nimetler Koymazlar?”…

Huzurunda Hizmet Kemeri Bağlanan Nerde; Kapı Dışında Bulunan Nerde?”…

 

Mürşidini Seçip Ona Teslim Oldun mu Nazik Ve Tahammülsüz Olma. Balçık Gibi Gevşek Ve Sölpük Bir Halde Bulunma.

 

Her Zahmete, Her Meşakkate Kızar Kinlenirsen, Cilalanmadan Nasıl Ayna Olacaksın?”

 

İnsan Melek de Olsa İlahi Yardıma Uğramayınca Defteri Siyah Çıkar.

 

Hakkın Yardımına, Hakkın Has Kulları Olan Kamil İnsanların Şefaatine Meleklerinde İhtiyaçları Vardır…

Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Hazret-i Ali (R.A.) Şahsında İnsan Olmanın Tertib-i Tanzim-i İlahinin Metafizik ve Ilım-i Ledünni Yönü Olan Varisün-Nebi, Nedim-i İlahi, Allah’ın Vazifelendirdiği Mürşide Biati Has Kullarının Kemâlâta Ermesi İçin Elzem Kılmış Hazret-i Allah (C.C)…

 

Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Bilahare, Hazret-i Ali (R.A.) Şah-ı Velayet Rütbesi Ile Henüz Taltif Olunmadan, Aliy’yel-Murtaza (R.A.) “Allah’ın Arslan’ı” Ünvanı ile Taltif-i İlahiye Nail Olduğu Zaman Hazret-i Muhammet Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz Lüzumuna Binaen Hazret-i Ali (R.A) Efendimizin Şahsında Ümmet-i Muhammed’e ve Cümle Allah Kullarından İman Edenlere Nur-u İlahiden Zuhur Eden Nur-u Muhammediyi Bildirmeleri Ile Hazret-i Ali (Kerremallahu Veçhe’û) Efendimiz Velayet Makamının Şah-ı Kılınmış Şah-ı Velayet Rütbesine Ermiştir.

 

Peygamberimiz Efendimiz de “İşte Bu Doğru Yol, Nur-u Muhammediyenin ilim şehrine giden ilahi yoldur” Buyurdular… “Ene Medine’tün Ali Bâbuhâ Hitabı ile Ehlî Tarik Yolu izahını bulmuştur…

 

Rahmeti İlahiye ye Vesile Kılınan Yol Büyüklerimizin Manevi Şahsiyetleri Nur-u Muhammedinin İla-Yevmil-Kiyame Tecelli Ve Zuhur Merciidir. Şüphe Edilmeye. Bu Rahmet-i İlahiyeden Gafil Olunmaya…

 

Emri İlahiler Yalnız Peygamber Efendimizin Şahsiyetlerinde Hitam Bulmazlar; Hitap-ı İlahiler Cümle Kullarınadır.

 

Dervişin Bir Şeyhi Vardır. Manevi Doğuşa Vesile Olduğu İçin Anlam İtibari ile “Baba” da Denir... Dikkat Edersen Maddede Olduğu Gibi Baba Bir Tanedir. Mana-da da böyledir. “Baba iki Olursa Evlat Piç Olur” Dediler… Halik-ı Zül-Celal Buyurdular Ki: “Siz Çocukları Babalarının ismi İle Çağırın. Eğer Babalarını Bilmiyor İseniz, Onlar Sizin Din Kardeşlerinizdir.”

 

Şeyhi Vefat Eden Bir Derviş, Şeyhinin Yerine Halik-ı Zül-Celal Vazifeli Şeyh Efendi Vermemiş ise ve Derviş istihare Yoluyla Başka Dergâha Geldi ise Kabul Edilir. Eski Evradını Değil, Sonradan Aldığı Evrat Ve Ezkârını Yapar. Şeyhi Evvelki Şeyhidir; Amma Terbiye Üstadı Değişmiştir. Başkaca Değişen Bir şey yoktur. Derviş Sadakatli Olmalıdır…

 

Dervişin Bir Şeyhi Vardır” Iki Şeyhi Olmaz. Mürşitlerin Biri Birine Teberrük Olarak İrfaniyyet Yolunda Yardımcı Olmalarıda Adap Ve Erkâna Uygundur. Rahmet-i ilahiyedir. İstifade Kapuları Açık Bırakılmıştır. Gene Makamın İşareti İle hudutludur...

 

13. Hak Tarik Pir-i Seyyid Şerif Pir-i Gâlibi H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu k.s.

f t g m